Seren SABUNCU

Seren SABUNCU

“ALNINI DAĞ ATEŞİYLE ISITAN, KALBİNİ KANLA YIKAYAN” ‘ARKADAŞ’


“Alnını dağ ateşiyle ısıtan, kalbini kanla yıkayan dostum…” diye başlar en bilinen şiiri Arkadaş Zekai Özger’in. Devrimci Arkadaş anısına bir belgesel yayınlandı yakın zamanda ‘Merhaba Canım’ adında. Soyut Dergisi’ne misilleme olsun diye öfkeyle yazdığı şiirin adı verilmiş. Belgeseli izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.

…güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum

düşüvericek ellerinizden ve

bir gün elbette

Zeki Müren’i seveceksiniz

(Zeki Müren’i seviniz)

 Son zamanlarda düşünülmüş en iyi belgesel konusu olmakla birlikte geç kalınmış bir belgesel olduğunu da düşünüyorum. Arkadaş, dönemin aykırı şairlerindendi, tıpkı Cemal Süreya gibi. Üstat Süreya cinselliği çağrıştıran şiirlerinden dolayı aykırı bulunurdu(anlamayanlar ona ‘sapık’ yaftası da yapıştırdı hatta.) Arkadaş ise alışılmışlığın dışında kelimeler kullanıyordu. Toplumsal sorunların nüksettiği, sağ-sol çatışmalarının dorukta olduğu, devrimci mücadele ruhunun tam gaz devam ettiği zamanlarda devrimci Arkadaş Zekai Özger’in, devrim, bağımsızlık, çatışmalar, ölümler, sorunlar, toplumun bilinçlendirilmesi gibi konular üzerine şiirlere ağırlık vermesi, toplumcu gerçekçi şiir anlayışıyla şiir yazması bekleniyordu sanırım. Yazdı, yazmadı değil ama o daha çok bireysel şiir yazıyordu.

…sustukça çoğalıyor tekliğim

ah benim sıska yüreğim

ah benim kimselere söz geçiremez yüreğim

ah benim

neyim kaldı elimde

ah benim

üreyemiyorum kendime…

Cinsel tercihleri sorgulandıkça kendisini yalnız hissettiği, ötekileştirildiğini düşündüğü anlatılıyor belgeselde. Doğru da hissetmiş ve düşünmüş. Bu devirde yaşasa muhtemelen ötekileştirme hissini çok derinlerinde hissedecekti. Ama yalnız olmayacaktı. Onu sahiplenenler olacaktı buna eminim.

Arkadaş’ın ölümü beni her zaman çok derinden üzer. Faili meçhul bir ölümdü onunkisi. Perdeler arkasından, sır gibi bir ölüm. Yalnız yaşadığı bu dünyadan, daha da yalnız olacağı bilinmez yerlere yükselirken ruhu, daha 25’indeydi devrimci ARKADAŞ! “Sakalsız bir oğlanın tragedyası” gibi bir yükseliş oldu ölümü. ‘Arkadaş’ ismi gibi ölümü de sırlara gömüldü. Ölümü ile ilgili en çok kanı; “devrimci mücadele içindeyken saldırı ssonucu acımasızca, bir çeşit öfke kusmasıyla hunharca kafasına vurulmasından dolayı beyin kanaması geçirdiği” yönünde. Sanırım ben de bunun muhtemel olduğunu düşünenlerdenim.  Ne de çok üstat yitirmişiz çok erken yaşta! Edebiyatın büyük kayıplarından biridir bana göre Arkadaş. Yaşadıkça üretecekti buna kuşkum yok ama Arkadaş zaten yaşadığı yaşın katlarcası kadar üretti. Kısacak ömrüne kocaman eserler sığdırdı. İyi ki sen gibi bir şair tanıdık be Arkadaş!

Alnını

dağ ateşiyle ısıtan

yüzünü

kanla yıkayan dostum

senin

uyurken dudağında gülümseyen bordo gül

benim kalbimi harmanlayan isyan olsun

şimdi dingin gövdende

uğultuyla büyüyen sessizlik

bir gün benim elimde

patlamaya sabırsız mavzer olsun

 

başını omzuma yasla

göğsümde taşıyayım seni

gövdem gövdene can olsun…



ARŞİV YAZILAR