Aysel Tuğluk için adalet isteyen avukatlar yargılanıyor

Aysel Tuğluk için adalet isteyen avukatlar yargılanıyor mansetci.com


Ayşenur Önal

“Hasta tutuklu Aysel Tuğluk serbest bırakılsın” talebiyle eylem yapan ve haklarında soruşturma açılan Mersin Barosu avukatlarından Ahmet Paket, siyasi iktidarın elindeki yargı sistemine karşı direnen avukatların halkı savunmaya devam edebilmesi için dayanışma çağrısı yaptı.

Mersin Barosu’na bağlı avukatlar 18 Şubat’ta Özgürlük için Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) çağrısıyla adliye bahçesinde hasta tutuklu Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması için basın açıklaması düzenlemişti. Avukatlar polisler tarafından darbedilerek çember altına alınırken, biber gazlı ve plastik mermili polis saldırısıyla karşılaşmışlardı.

Polis şiddetinin ardından avukatlar hakkında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu’na muhalefet etmek”, “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “Görevli memura mukavemet” iddialarıyla soruşturma başlatıldı. 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde soruşturmayı öğrenen avukatlar, yapılan hukuksuz soruşturmaya karşı yeniden basın açıklaması düzenledi. Polislerin hukuksuz tutumuna karşı yapılan bu açıklama da polis ablukası altında gerçekleştirildi.

Açıklamanın ardından 22 avukat hakkında yapılan suç duyurusuna karşı avukatlar da basın açıklamasının engellenmesi ve darp nedeniyle şikayetçi olacaklarını duyurdu.

‘SALDIRI BAŞSAVCININ TALİMATIYLA YAPILDI’

Yaşanılanları İleri Haber’e anlatan avukat Ahmet Paket, hasta tutuklu Aysel Tuğluk özelinde siyasi mahkumların cezaevlerinde zor şartlarda bırakıldığını vurguladı. Paket, “Bunu eleştiren bir basın açıklaması yapılmıştı ve bu çağrıya çok sayıda ÖHD’li ve bağımsız avukatlar iştirak etti. Bu basın açıklamasının yapılacağını haber alan başsavcıda bizi hedef aldı. İlçe emniyet müdürlüğünden kolluk görevlilerine talimat vererek öncelikle adliye girişlerini demir korkuluklarla daralttı. Basın açıklaması için yer bırakmamaya çalıştı. Ancak biz yürünecek bir alan bırakılacak şekilde toplanmaya başladık. Adliyenin biraz daha önünde açıklamayı yapmak için yürüdüğümüz sırada tam önümüze kalkanlarla müdahale edildi. Ardından çok yakın mesafeden biber gazı ve plastik mermilerle tehlikeli bir saldırı yapıldı” sözlerine yer verdi.

Saldırının hukuksuz olduğunu ve suç teşkil ettiğini kolluk kuvvetlerine bildirdiklerinim kaydeden Paket, “Her vatandaş basın açıklaması yapma hakkına sahip. Bunun sadece saldırganlık ve şiddet içermemesi gerekiyor. Bizler bu kuralları gözeterek kendi iş yerimiz ve yaşam alanımız olan adliyenin önünde açıklama yapmak istedik. Çok sayıda arkadaşımız darbedildi, 9 arkadaşımız darp raporu aldı” diye konuştu.

‘HABERİMİZ YOK AMA FİRARİ ŞÜPHELİ OLARAK GÖRÜNÜYORUZ’

Polislerin aynı gün darp raporu alarak suç duyurusunda bulunduğunu belirten Avukat Mustafa Bilge Özel ise, “Elim, boynum ağrıyor gibi havadan sebeplerle rapor alıp hemen ardından suç duyurusunda bulunmuşlar. Bizim basın açıklamamızın yasal olduğunu ve saldırılarının da hukuka aykırı olduğunu bildikleri için onlar kendilerince hızlı davranmak istediler. Ayrıca bu bizden gizli tutuldu, uzun süre hiçbir tebligat gelmedi, ifadeye çağırılmadı hiç kimse ama 22 arkadaşımıza suç duyurusunda bulunulmuş. Dosyada biz firari şüpheli olarak görünüyoruz. Halbuki hiç haberimiz yok. 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde haberimiz oldu” sözlerine yer verdi.

Kendi araştırmaları ile soruşturmadan haberdar olduklarını belirten Paket, karşılarında başsavcı dahi olsa suç duyurusunda bulunduklarını ve hukukun işlemesi için her yolu deneyeceklerini kaydetti.

‘UZUN ZAMANDIR AVUKATLARA KARŞI SİNDİRME VE İTİBARSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARI VAR’

Uzun zamandır avukatlara karşı sindirme ve itibarsızlaştırma politikalarının olduğunu kaydeden Paket, “Siyasi avukatların tutuklandığını, ceza aldığını sıkça duymaya devam ediyoruz. Geniş kapsamlı bir saldırı olduğunu ve avukatların halkın savunmasını teşkil ettiği için bu saldırıya maruz kaldığını görüyoruz. Bu basın açıklamalarına saldırılar da bir parçası” diye konuştu.

‘SADECE İKTİDARIN ELİNDE OLAN KARAR MAKAMI ÖNÜNDE HALK YARGILANMASIN’

Yargının ‘sav, savunma ve karar’ diye 3 ayağı olduğunu belirten Paket, “İddia makamı ve karar makamının çeşitli şekillerde adalet bakanlığıyla bir ilişkisi mevcut. Liyakat esasına göre hakim ve savcı alınmamasıyla da ilgili bu durum. Yüksek mahkemelerin kanuni düzenlemelerinde yapılan değişikliklerle oralara yapılan atamalarda artık çoğunlukla iktidarın kontrolünde. Ancak işin savunma ayağı son zamanlarda bir direnç noktası olarak kaldı. Halkın kendini savunacağı bir direnç noktası bu. Halkın savunmayı desteklemesi gerekiyor ki savunmadan mahrum kalmasın diye. Çoğunlukla iktidarın elinde olan yargılama faaliyetiyle yargılanmasınlar, savunma hakkı ellerinden alınmasın diye onların da bu saldırıya karşı çıkması gerekiyor” dedi.

Paket son olarak şu sözlere yer verdi:

“Avukatlar insanların haklarını korumak için varlar. Avukatların kendisi müvekkilleri için savundukları hakları savunurken artık kendisi de bu hakkını kullanamıyor. Vatandaşın elinden tek silahını almak gibi bir şey bu.”