TİP’Lİ KADIGİL:

TİP’Lİ KADIGİL: mansetci.com

Erdoğan’ın ’İstanbul Sözleşmesi’yle başlayan cümle kurmayı yasaklamasına tepki gösteren TİP Sözcüsü Kadıgil, “O Saray’daki zata selam söyleyin. Ben her cümleme İstanbul Sözleşmesi ile başlamaya devam edeceğim. İstanbul Sözleşmesi kalacak, kadın düşmanları gidecek” dedi.


Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmelerinde, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Her kim bu ülkede bir daha İstanbul Sözleşmesi ile başlayan bir cümle kurarsa, ona en başta ve en çok kendi adlarını sapkın ideolojik ajandaları uğruna istismar ettiği için kadınlarımız tepki göstermelidir" sözlerine, her cümlesine İstanbul Sözleşmesi ile başlayarak yanıt verdi.

Kadıgil, Erdoğan’a seslenerek “O Saray’daki zata selam söyleyin. Ben her cümleme İstanbul Sözleşmesi ile başlamaya devam edeceğim. İstanbul Sözleşmesi kalacak, kadın düşmanları gidecek” ifadelerini kullandı.

“EĞER İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANSAYDI…”

“Bir gece yarısı hezeyanıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan şahıs şimdi de İstanbul Sözleşmesi’yle başlayan cümle kurmayı yasaklamış… Kendi şahsına ait sandığı kadınlara, kadınlarımız diyerek seslenmiş” diyerek sözlerine başlayan Kadıgil, eğer İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı neler olabileceğini tek tek anlattı.

Kadıgil, “Eğer İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı; sadece bu yılın ilk 9 ayında en az 207 kadın erkekler tarafından öldürülmezdi. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer; Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı, son 10 yılda yaklaşık 3 kat artamaz 250 binden fazla çocuk istismara uğramaz ve Türkiye bugün çocuk istismarında dünyada 3. sırada olmazdı. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer; iktidara geldiğiniz 2002’den bu yana 440 binden fazla çocuk, doğum yapmazdı¨ dedi.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANSAYDI ÇİLEM DOĞAN’A HAPİS CEZASI VERMEYE HİÇBİR ERKEK CESARET EDEMEZDİ”

Kadıgil, süre kısıtlaması sebebiyle kesilen konuşmasına şöyle devam etti:

¨İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer; Dersim’de ,5 Ocak 2020'den beri, tam 677 gündür kayıp olan Gülistan Doku’nun annesine bir mezar taşı gösterebilirdiniz.  İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer; Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez tekrarladığı şikayetlerden biri işleme alınır gereği yapılır ve fail durdurulurdu ve  Ayşe Tuba aramızda olurdu. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, vahşice cinayet işleyenlere kravat taktığı takım elbise giydiği için iyi hal, ottan sebeplerle zedeleniveren o hassas erkeklik onurunu  tahrik indirimi verilmezdi. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, canına kast eden bir erkeği kendini korumak için öldüren canım Çilem Doğan’a 15 yıl hapis cezası vermeye hiçbir erkek cesaret edemezdi!

“SÖZLEŞME UYGULANSAYDI HER 3 KADINDAN 2’Sİ İSTİHDAM DIŞINA İTİLMEZDİ”

İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, bu ülke tüm dünyada kadınlar için en çekilmez 10 ülkeden biri olma ‘şerefine’ nail olmazdı! İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, bu ülke Meclisinde %17, bakanlık nezdinde ise %5 gibi yüz kızartıcı bir temsiliyete sahip olmazdı! İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, adını saklasanız da kadından sorumlu bakanlık yaptığınız ülkede her 3 kadından 2’si istihdam dışına itilmezdi!

“VARIMIZI YOĞUMUZU 5’Lİ ÇETEYE PEŞKEŞ ÇEKECEĞİNİZE KREŞ AÇARDINIZ”

İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına savaş açmak yerine hayata geçirmek için canla başla çalışıyor olurdunuz! Misal ataerkil sistemin büyük bir rahatlıkla kadınların üstüne bilabedel atıp kaçtığı ev ve bakım işleri için ufacık da olsa bir adım atardınız. Varımızı yoğumuzu beşli çeteye ve sarayın lüks ve şatafat aşkına peşkeş çekmek yerine misal her mahalleye ücretsiz kreş ve bakımevleri açılırdı. Yaşlı bakım evleri açılırdı. Ev işçisi olarak çalışan kadınlara çoktan hak ettikleri en temel işçi hakları tanınırdı.